Vatoz Balığı Nasıl Yakalanır

vatoz 150x150 Vatoz Balığı Nasıl YakalanırAlt ve üst tarafları yassı köpekbalıklarından olan vatoz, denizlerimizin sığ kıyılarında, kumlu ve çamurlu bölgelerinde yaşar. Kıkırdaklı balıklar grubundan sayılan vatozlar, ömürlerini dipte geçirmelerine rağmen zaman zaman su yüzeyine çıkarak yelken biçimindeki göğüs yüzgeçleriyle yüzerler.


vatozic1 Vatoz Balığı Nasıl Yakalanır

vatoznerelerdebulunur Vatoz Balığı Nasıl Yakalanır

Rajidae familyasından olan vatozların sularımızda Raja ciavata, Raja alba, Raja miraletus, Raja stellata bilimsel adıyla tanımlanan türleri mevcuttur.
Raja alba’nın boyu, ortalama 2 m., Raja clavata’nın 85 cm., Raja stellata’nın 65 cm., Raja miraletus’un 60 cm. ‘yi bulur. Vatozların 40-50 kg. ağırlığında olanlarına rastlanır. Üstten bakıldığında üçgen biçimiyle kalkan balığına benzer. Genellikle üst tarafları kirli sarı, açık veya koyu kahverengi olan vatozlar renk değiştirme yeteneğine sahiptirler. Kolaylıkla, yaşadıkları ortamın rengini alırlar. Ayrıca üst taraflarında benekler ve kıkırdaklı çiviler vardır. Karın kirli beyaz veya açık sarıdır. Üzerinde dikenleri olan uzun bir kuyruğa sahiptir.


Vatoz balıklarının gözleri ve nefes delikleri gövdesinin üst kısmında, ağız ve beşer çift solungaç yarığı ise gövdesinin alt kısmındadır. Göz küreleri göz çukurlarının üst kenarlarından kafaya bağlıdır. Sırt ve anüs yüzgeçleri oldukça küçüktür, karın yüzgeçleri içe doğru, derin ve çentikli olduklarından iki değil, dört adet gibi dururlar. Göğüs yüzgeçleri geniş ve kanat biçimindedir. Balığın kafa bölümüne doğru uzanıp uzun bir burun görünümü verirler. Kendilerini kuma gömüp dipte yaşayan balıklardan olan vatozların nefes delikleri solunumlarında önemli rol oynar. Bu deliklerden giren su, balığın altındaki solungaçlardan geçip solungaç yarıklarından tekrar dışarı çıkar.

Vatozlar dipte yattıkları zaman kafalarını dibin biraz yukarısında tutarak bir miktar suyu ağızlarından da içeriye alabilirler. Dipte yatarken yüzgeçleri yardımıyla gövdelerini dalgalandırıp kumu yelpazeleyerek üstlerini örterler. Göz küreleri ve nefes delikleri kumun üstünde kalır. Böylelikle avlarını gizlendikleri yerden kolayca görürler. Vatoz, üzerine doğru yaklaşan bir balığı saklandığı yerden hızla fırlayarak altına alıp enli ve yassı vücuduyla örter sonra da dişleriyle parçalayarak yer. Genellikle gündüz vakti dipte dinlenen ve tembel tembel yatan vatozlar geceleri avlanırlar. Başlıca besinlerini deniz kurtları, solucanlar, kabuklular ve küçük balıklar teşkil eder. Uçları sivri, kenarları keskin küçük dişleriyle yemlerini yerler.

Vatozların erkekleri dişilerine oranla daha küçüktür. Erkeğin kuyruk dibinin her iki yanından parmak biçiminde uzayan erkeklik organları balığın dişisinden kolaylıkla ayırt edilmesini sağlar. Üreme mevsimi yaz aylarıdır. Vatozların dişileri ovipardır. Vücutlarında oluşan ve deriyi andıran dört köşesi çengelli küçük kapsülün içindeki yumurtaları kapsülle birlikte dışarı atan dişi ortalama on beş-yirmi yumurta yapar.

Ülkemizde eti pek yenmediği halde Avrupa’da rağbet görür.

Oltayla özellikle avı yapılmaz. Kumluk ve çamurluk diplerde zoka veya telli takımla av sırasında yeme atlar. Paraketalara, fanyalı ağlara ve kalkan ağlarına musallat olur. Yakalandığında kakıç yardımıyla tekneye alınır.

Myliobatidae familyasından olan folya, altı ve üstü yassı köpekbalıklarının en çirkinlerinden biridir. Karadeniz hariç, denizlerimizde yaşayan türü bilimsel adıyla Myliobatis aquila’dır. Azami boyu 1.5 m. olan folya dipte yaşayan bir balık olmasına rağmen zaman zaman geniş göğüs yüzgeçlerini bale yapar gibi aşağı yukarı sallayarak suyun yüzeyine doğru yükselir, dalgaların üzerinden sekerek yüzer. Sıcak ve ılıman denizlerde yaşayan folyalar sürüler halinde büyük mesafeleri aştıkları için gezgin balıklar arasında sayılırlar.
Şeklen iğneli vatoza benzeyen folyanın sırtı daha kabarıktır.
Kanadı andıran ve uçlarına doğru sivrileşen göğüs yüzgeçleri, arkasında sürünen uzun bir kuyruğu vardır.
Göğüs yüzgeçleri balığın burnuna kadar uzanmadığı için kafa çıkıntılı bir biçimde ortada kalır. Gözler ve nefes delikleri kafanın iki yanına yerleşmiştir.
Beşer çift solungaç yarığı ve ağız balığın alt kısmındadır. Kuyruk dibinde eğe şeklinde ucu zehirli, bir veya iki adet diken bulunur. Folya zehirli dikenini kendini korumak için kullanır. Bunu, doğduktan kısa bir süre sonra başarabilir. Yavru folya, önündeki bir
canlıya dikenli kamçıyı andıran kuyruğunu ileri, sağa veya sola hareket ettirmek suretiyle batırabilir. Yavru büyürken kuyruğu bu esnekliği kaybeder. Diken de kısa olduğundan bunu etkili olarak kullanamaz.
Folyanın sırtı koyu yeşil, koyu gri veya koyu kahverengi, karnı ise beyazdır. Folyalar da deniz dibinde buldukları yemlerle beslenen balıklardandır. Temel besini olan tarak, istiridye, yengeç, ıstakoz, böcek gibi yumuşakça ve kabukluları çok güçlü ezici dişleriyle parçalayarak yerler. Folyanın dişleri yassıdır. Çenelerde mozayik gibi düzgün şekilde dizilmiştir. Ayrıca deniz solucanı, salyangoz ve balıkları da yerler.
Folyanın dişisi erkeğinden daha iridir. Genç bir dişi altı, iyice gelişmiş olanı on iki yavru dünyaya getirir. Yılda bir kez yavrular.
Yavru folya doğduğu zaman yarım kilo kadardır. Doğum sırasında önce yavrunun kuyruğu görülür. İğnesi yumuşak ve esnektir. Daha sonra, suda çabucak sertleşir.
Folyanın özellikle oltayla avı yapılmaz. Eti yenmediği için de ticari değeri yoktur. Tesadüfen oltaya yakalandığı takdirde kuyruk dibindeki zehirli dikenine dikkat etmek gerekir.
Dasyatidae familyasından olan iğneli vatozlar veya rinaların denizlerimizde yaşayan türü Dasyatispastinaca’dır. Vatozların yüze yakın türü sıcak ve ılıman denizlerin sığ kıyılarında yaşar. Alt ve üst tarafı yassı, kıkırdaklı balıkların eş karakteristiklerini taşıyan iğneli vatoz kumlu ve çamurlu diplere göğüs yüzgeçlerinin yardımıyla vücudunu gömer.
İğneli vatozların üst tarafları altlarına oranla daha bombelidir. Renkleri koyu gri kahverengi, kirli sarıdır. Bazı türlerinin üzerinde benekler bulunur. Altları kirli beyazdır. Çevresine göre renk değiştirip uyum sağladığı için dipte yatarken pek fark edilmezler. Vatoza oranla göğüs yüzgeçleri daha fazla gelişmiştir.
Uzun kamçı gibi bir kuyruğu ve bunun üzerinde eğeyi andıran zehirli bir veya birkaç dikeni bulunur. Yakalandığı, üstüne basıldığı zaman kuyruğunu şiddetle savurarak dikenini batırır. Dikenin iki yanındaki guddelerin oluklarından akan zehir yaralanan kişiyi ağrılar içinde kıvrandırır. Bu gibi hallerde zehir mümkün olduğu kadar kısa zamanda vücudun dışına akıtılmalı ve hasta derhal doktor müşahadesi altına alınmalıdır. Göğüs hizasında alınan bir yara ölümle sonuçlanabilir.
Ortalama boyları 80 cm. olan iğneli vatozlann 1.5 m. kadar olanlarına da rastlanır. Vatoza kıyasla iğneli vatozun göğüs yüzgeçleri vücudunu daha dairevi bir biçimde çevreler. İğneli vatozlar, deniz kurtları ve solucanları ile beslenir. Yumuşakçaları ve kabuklu deniz hayvanlarını öğütücü dişleriyle ezerek yerler. Küçük balıkları da avlarlar.
Avlanma şekli yine vatoza benzer. Kendini göğüs yüzgeçlerinin yardımıyla kuma iyice gömen iğneli vatoz, dışarıda kalan gözleriyle avını görür. Üstünde dolaşmakta olan avına doğru ani bir hamle yapıp altına alır, üstünü enli ve yassı vücuduyla örterek kımıldamasına izin vermez. Sonra da ağzına alıp dişleriyle parçalayarak yer. Eti rağbet görmediği için özellikle oltayla avı yapılmaz. Tesadüfen oltaya atladığı zaman zehirli dikeninden ötürü sandala almamakta fayda vardır. Böyle bir durumda olta kesilip balık denize bırakılır. Kakıçla içeri alındığı takdirde son derece dikkatli olup balığın kuyruk darbesinden uzak durmak lazımdır. İğneli vatozların üremeleri çiftleşme suretiyle olur. Dişiler erkekten daha iridir. Gebelik süresi on beş-on sekiz ay olup yedi- sekiz adet yavru yaparlar.
Gymnuridae familyasından olan kazık kuyruk balığının bilimsel adı Gymnura aittiveia’dır. İsmini kuyruğunun biçiminden alan bu balık tropik ve mutedil denizlerin sahillerinde yaşar.
Denizlerimizde nadir de olsa rastlanan kazık kuyruk balıkları yalnız baş kısımları ile kuyruklarındaki zehirli dikenin ucu dışarıda kalmak suretiyle kendilerini çamur veya kuma gömerek avlarını beklerler.
Avın kendisine doğru yaklaştığını gören balık ani bir hareketle gömüldüğü yerden fırlayıp avını geniş göğüs yüzgeçlerinin yardımıyla altına alır ve yer.
Karnivor olan bu balıkların başlıca gıdalarını küçük balıklar ve muhtelif omurgasız canlılar teşkil eder. Kazık kuyruğun azami boyu 140 cm.’dir.
Gövdesi disk biçiminde ve alttan üstten basık olup göğüs yüzgeçlerinin genişliği boyundan fazladır. Kuyruk ise disk boyundan çok kısadır.
Gözler üstte, ağız ve beşer adet solungaç yarığı alttadır.
Renkleri genellikle bulundukları ortama
uyar. Sırt tarafları koyu esmer, karınlan ise beyazdır. İlkbahara doğru sürüler halinde toplanıp derinlerden kıyılara gelirler.
Marttan mayıs ayına kadar sığ kumsal sahillerde çiftleşirler. Aynı bölgede az miktarda ve iri olan yavrulannı canlı olarak doğurup sonbaharda yine sürüler halinde derin sulara çekilirler.
Bu balıkların özel olarak oltayla avı yapılmaz. Dipte gezdirilen kırlangıç takımına tesadüfen atlayabilir. Balığı içeri alırken kakıç kullanılmalı ve zehirli dikenin darbesine maruz kalmaktan kaçınılmalıdır.
Bu balıklar zaman zaman dip paraketalarına veya fanyalı dip ağlanna da takılabilirler.
Tesadüfen oltaya atlayan ve kuyruğunda zehirli diken taşıyan bu tür balıkları tanımakta büyük fayda vardır.
Bu balıklar ufak bir ürkütme sonucu aniden çırpınırlar. Bu sırada kuyruklarının kamçı gibi seri hareketleriyle zehirli dikenleri insan vücuduna çarpabilir ve vurduğu yerde, ızdırap veren tehlikeli yaralar açabilir.

Tags: , , , , , , ,
Benzer yazılar

Yorum yapın