Levrek ve Levrek avı Teknikleri

levrek 150x150 Levrek ve Levrek avı Teknikleri
Av yerinden yemine, av zamanına ve avlanma tekniğine kadar deneyim isteyen bir olan , son derece kıvrak ve kurnaz bir balıktır.




LEVREK BALIĞI

Percifonnes
Dicentrarchus labrax
Serranidae

Levreğin av mevsimi her ne kadar mayıs ortası-eylül sonu olarak tespit edilmişse de kasım, aralık, ocak ve şubat aylarında kısa akışlar yaptığı için aralıklı olarak av verebilir.

Levrek Serranidae familyasından olup, bilimsel adı Dicentrarchus labrax’tır. Avrupa levreği diye adlandırılır ve İngiltere sahillerinde, Kuzey Afrika, Akdeniz, Ege, Marmara ve Karadeniz’de bulunur.

Levreğin küçüklerine halk ağzında “ispendek” adı verilir. Marmara ve Karadeniz’de 15 kiloyu bulan levrek balıkları, Ege ve Akdeniz’de 20 kiloya kadar ulaşırlar. Ancak en lezzetli olanları 1-2 kg. arasındakilerdir. Zaman zaman otuz-kırklık sürüler halinde dolaşır ve üst üste av verebilirler. Çok sığ, kırmalık ve sazlık, kuytu, sessiz yerlerde dolaşırlar. Kışın dibe yatıp oldukça hareketsiz bir halde dururlar. Yunus balıklarının başlıca yemlerinden oldukları için açık sulardan kaçıp sığ sahil sularında yaşamayı tercih ederler.



Füze şeklinde olan gövdesi yan taraflarından biraz basık olup derileri iri, parlak, iyice yerleşmiş pullarla kaplıdır. Çok lezzetli olan levrek balığı gerek ülkemizde ve gerekse Avrupa’da en makbul balıklar arasındadır. Levrek yerli balıklar arasında sayılmakta ise de, bazı sürüler ilkbaharda Akdeniz’den Marmara’ya, Marmara’ da bulunan bazı sürüler de Karadeniz’e çıkış yaparlar. Sonbaharda da iniş aynı şekilde olur.

En sevdikleri yemler, ilarya, sardalya, ispari, pisi, gelincik, dil balığı, yılan balığı yavrusu, aterina ve kraça gibi balıklar ile sübye, karides ve çağanozdur.

levrek1 Levrek ve Levrek avı Teknikleri
levrek Levrek ve Levrek avı Teknikleri

Levreğin en fazla av verdiği saatler güneş çıkana kadar gün ağarırken ve güneş batışından hemen sonradır.

Yoğun deniz trafiği, gemilerin yaptığı yakamoz, pervane gürültüleri zaten hassas olan bu balığın İstanbul Boğazı’ndaki av yerlerinden uzaklaşmasına sebep olmuştur. Ayrıca kıyılarımızda cahilce atılan dinamitler ve deniz kirlenmesi levreğin azalmasına bir diğer sebep teşkil etmektedir. Dinamitle balık avlamak bir av tekniği değil bir cinayettir. Bilinçsizce ve hırsla yapılan bu tür hareketler sadece levreğin değil birçok balık türünün yok olmasına yol açmıştır. Akdeniz ve Ege’mizin o güzel sahillerinde beş-on yıl önceki yerli balıklar bu tür ilkel avlanma sonucu yok edilmiştir. Balıkçılıkta amaç yok etmek değil, mevsiminde ve aşırı olmayan bir şekilde avlanmaktır. Dünyanın pek az ülkesine nasip olan bu zenginliği bilmemiz, düşünmemiz, anlamamız ve korumamız gerekir.

Levrek Balığmın Avlanma Teknikleri:

1. Dip sürütmesi
2. Uzun olta (yemli)
3. Uzun olta (kaşıkla, yapay yemle)
4. Levrek çaparisi
5. Bırakma oltası

Dip Siirütmesiyle Levrek Avı:

Levrek ayında kullanılan klasik takım dip sürütmesidir. Kelebeğe (mantara) 50 kulaç uzunluğunda 0.60 numara yeşil veya parlak sarı renkte misina sarılır. Takımda kullanılacak misina balığın büyüklüğüne göre kalınlaştırılıp inceltilebilir. Örneğin 5 kg.’ın altında levrek balığı için 0.45 olta, 0.40 ek beden, 0.35 beden kullanılabilir. Ol- ta bölümünde kullandığımız 0.60′lık misinanın ucuna 20 mm’lik fırdöndü takılır. Fırdöndüden olta bölümüne doğru 2 karış mesafe alınarak misinaya 2 gr. ağırlığında çok küçük bir kıstırma sarılır veya takılır. Av sırasında sular çırpıntılıysa bu kıstırma, bedenin dipli gelmesine yardımcı olacaktır. Fırdöndünün boş halkasına ek beden olarak yarım kulaç uzunluğunda 0.50 misina bağlanır ve bu misinaya 20 mm’lik ikinci bir fırdöndü takılır. Fırdöndünün diğer halkasına 4 – 5 kulaç uzunluğunda 0.45′lik misinayla beden bağlanır. Bu bedenin ucuna da 2/0 – 3/0 veya 4/0 numara çelik, parlak çıplak iğne bağlanır. Sürütme takımında kullanılan başlıca yem karidestir. Canlı ve iri karides kullanıldığında çok iyi sonuç alınır. Yem oltaya takılırken, karidesin baş ucu ve yelpaze biçmindeki kuyruğu kopartılır. İğne karidesin kopartılan kuyruk bölümünden baş bölümüne doğru yürütülür ve ucu ense kökünden çıkartılır. İğnenin dışarda kalan ucu ikinci karidesin kuyruk bölümündeki ilk oynağın ortasından geçirilir. Böylelikle iğneye çift karidesle yem takılmış olur. Takımı hazırlayıp av yerine gelindiği zaman bir kişi takımı kullanır, diğeri küreğe oturur. Burada en önemli husus sessizliktir. Levrek çok ürkek bir balık olduğu için sandaldan veya küreklerden gelecek ses onu ürkütüp av mahallinden uzaklaşmasına sebep olabilir. Seçilen av yeri çok sığ sulardır. Kürek üstünde sandal hareket halindeyken olta 35 kulaç sayılarak yavaşça suya koyverilir. Burada maharet yemin dibe erişmesini sağlayacak biçimde akıntıyı ayarlayabilmektir. Kürekle çok ağır yolla gidilirken, oltayı kullanan kişi kürekteki arkadaşının kürek hareketine paralel olarak oltayı yarım kulaç kadar hafifçe kendine doğru çeker ve bırakır. Balık tutulduğu andan itibaren oltanın ustaca kullanılması, telaş edilmemesi, yerinde kalama verilip, yerinde sandala doğru çekilmesi ve hiçbir zaman boşluk verilmemesi lazımdır. Levreğin solungaç kapağı jilet gibi keskindir. Bu yüzden oltaya boşluk verildiği takdirde balık, bedeni solungaç kapağının altından geçirip kesecektir. Sandalın yanına kadar çekilen balık, kepçe veya kakıçla içeri alınır. Levrek nadide ve görünümü çok güzel bir balık olduğu için kakıçla zedelemektense, kepçeyle içeri alınması daha yerinde olur. Çok taze olınak şartıyla aynı takıma sardalya, aterina, mürekkep balığı da yem olarak takılabilir. Ayrıca çift karidesin iğneye diğer bir takılış şekli vardır. Her iki karidesin de baş bölümündeki sivri uç koparılır. İğne baştan kuyruğa doğru itilir ve kuyruk bölümünden çıkanlır, ayni işlem ikinci karidese de yapılır ve iğnenin ucu kuyruğun üstündeki birinci bölümden çıkarılır. Her iki şekli de denemekte fayda vardır.

Levrek Avı İçin Uzun Olta Çeşitleri:

Lüfer ayında kullanılan uzun olta talumının bir benzeri de levrek ayında kullanılır. Balığın büyüklüğüne, suların akıntısına ve takılacak yemlere göre levrek ayında kullanılan uzun oltalar da değişir. 2 kg.’ın altında balık için şayet yem olarak karides kullanıyorsak ve akıntı hafifse aşağıda belirttiğimiz tip takım tercih edilir. Av sırasında motor, sulara karşı yavaş çalışır. 30 kulaç uzunluğundaki 0.50 parlak beyaz misina bir mantara sarıldıktan sonra ucu 20 mm’lik çok sağlam üçlü fırdöndünün üst halkasına bağlanır. 2 karış uzunluğunda 0.60′lık parlak beyaz bir misina da aynı üçlü fırdöndünün alt halkasına bağlanır. Bu misinanın ucuna takılacak iskandil için bir kasa yapılır. Fırdöndünün yatay halkasına ise 4.5 kulaç uzunluğunda 0.40 sarı veya açık yeşil misinadan bir köstek takılır. Kösteğin ucuna da 4/0 numara kısa saplı çelik bir iğne bağlanır. Karides canlı veya cansız olarak bu iğneye kuyruk tarafından başa doğru itilerek döndürmek suretiyle takılır.

2 – 10 kg. arasında levrek için şayet yem olarak canlı gelincik, ispari, ilarya veya yılanbalığı kullanıyorsak ve sular da kuvvetliyse takım daha değişiktir. Av sırasında motor sulara karşı çalışır durumda ve akıştadır.

100 metre uzunluğundaki 0.70 parlak beyaz misina kelebeğe (mantara) sarılır. 7mm. çapında çelik sustalı bir halkaya üç adet 30 mm. büyüklüğünde fırdöndü geçirilir. Birinci fırdöndünün boş halkasına 3.5 kulaç uzunluğunda 0.60 numara misina bağlanır. Bu misinanın ucuna 25 mm’lik bir fırdöndü takılır. Fırdöndünün boş halkasına 4.5 kulaç uzunluğunda 0.60 numara bir köstek, kösteğin ucuna da 6/0 numara kısa saplı, çelik iğne bağlanır. Iğneye de aşağıda belirtilen usullerde yemler canlı veya cansız olarak takılır.

Çelik sustalı halkaya takılı üçüncü fırdöndünün boş halkasına 35 cm. uzunluğunda 0.70 numara misina bağlanır ve ucuna kasa yapılarak 1 kg’lık bir iskandil geçirilir.

Gündüz avcılığında ise yem yerine 4.5 kulaçlık kösteğe birbirine çelik halkayla eldenmiş sadece birinin ucunda üçlü iğne olan 2 no. uzun, yaprak şeklinde Fransız tipi kaşık bağlanır.

Levrek Çaparisi:

Levrek için bir başka avlanma usulü de çaparidir. Levrek çaparisinde 0.40′lık on iki adet köstek kullanılır. Beden san veya yeşil renkte misinadan olup 0.60 numaradır. Köstek uzunlukları 35 cm. olup iğneye bağlanan uçlarına sarma düğüm (çift düğüm) yapılır. İğneler 8 no. ‘dur. İğnelere horozun kırmızı ve beyaz renkte boyun tüylerinden beş adet veya kazın kınaya batırılarak parlak turuncuya boyanmış göğüs tüylerinden üç adet bağlanır. Köstekler, sağlı sollu puntolanmak suretiyle bedene tespit olunur. Kösteklerin birbirine olan mesafeleri 10 cm. ‘dir. Olta 40 kulaç uzunluğundadır. Kullanılan iskandil ise sulara göre 120 – 160 gr. ağırlığındadır. Av yerine gelindiğinde 1 mil süratle giden motordan olta 35 kulaç salıverilir. Balık oltaya atladığında motor durdurulur ve olta yavaş yavaş çekilerek levrek tekneye kepçe yardımıyla alınır.

Bırakma Oltası:

Levrek avında verimli sonuç verebilecek bir yöntem de bırakma oltasıyla avlanmaktır. Bu tür av şekli amatör balıkçıya bırakmaları suya koyverdikten sonra diğer bir av mahallinde avlanma fırsatı tanır. Amatör balıkçı avını bitirdikten sonra levrek için bıraktığı oltaları toplar, kontrol eder, balık tutulmuşsa tekneye alır, yem bozulmuşsa yemi tazeler. Gün veya gece boyunca dört defa kontrol edip yeniden bırakabilir. Görüldüğü gibi bırakma oltası levreğin kendi kendine yakalanmasını sağlar.

Takım şu şekilde hazırlanır:

Bu tür takımlar 1-1.5 kulacı geçmeyen kırmalık, taşlı ve sazlık kıyılarda kullanıldığı için 40 x 40 cm.’lik ortası delik bir mantar veya köpük (streapor) parçasına 0.80 kalınlığında misinayla sıkıca bağlanır. Suyun derinliği ölçülerek misinaya 1.5 kulaçlık bir kalama verilip ucuna 1 kg. ağırlığında ortası delik yassı bir taş bağlanır. Yine bu taşın deliğinden geçirilerek bağlanan 25 kulaç uzunluğunda 0.60 kalınlığında yeşil veya sarı renkteki bedenin ucuna 13 mm’lik fırdöndü takılır. Fırdöndünün boş halkasına küçük çelik bir halka geçirilir, aynı halkaya içine fırdöndü gömülmüş 120-160 gr. ağırlığında bir iskandil takılır. Yine aynı çelik halkaya bir fırdöndü daha takılarak, bunun boş halkasına 0.50 kalınlığında ve yarım kulaçlık yeşil veya sarı misina bağlanır. Misinanın diğer ucuna 13 mm’lik bir fırdöndü takıldıktan sonra fırdöndünün boş halkasına 3.5 kulaç uzunluğunda 0.50 kalınlığında yine sarı veya yeşil renkte bir köstek takılır. Kösteğin ucuna da 5/0 veya 4/0 numara iğne bağlanır.

Kullanılacak yemler ise canlı olmak şartıyla ispari, ilarya, yavru yılanbalığı, gelincik veya iri karidestir. Levreğin geçiş yaptığı, yemlendiği av yeri tespit edildikten sonra ucunda canlı yem olan köstek yavaşça suya koyverilir. İskandil de yavaşça koyverilip dibi bulduktan sonra beden suya bırakılır ve ardından taş dibi bulur. Suyun derinliğine göre olta mesafesi ayarlanıp taşa bağlı misina dipten su yüzeyine dikey kalabilecek şekilde şamandıraya bağlanır ve şamandıra da suya bırakılır. Oltayı bırakan kişiye kürekteki arkadaşı hafifçe kürek çekerek yardım eder.

Bu şekilde hazırlanmış on-on iki, arzu edilirse daha çok bırakma takımı suya bırakılır ve yalan bir av mahalline gidilir. Levrek son derece kurnaz bir balıktır. Ancak sığ suda iğneye takılmış şaşkın şaşkın dolanmakta olan canlı yeme dayanamaz ve atlar. Işte bu sırada ilk tasma ve iğnenin balığın ağzına batmasını sağlayan ağırlık kösteğe bağlı iskandilden gelir. Daha sonra levrek sağa sola sert yüzüşler yapmaya başlayınca 1 kiloluk taş ve ağırlığı onu yorar. Yeniden bırakmanın olduğu yere gelindiğinde balık kayığa yavaşça kepçe yardımıyla alınır. Avlanma elle yapılmadığı için levrek yakalanınca oltaya istediği kalamayı verdirtip misinayı kulak arkasına atarak jilet gibi keskin solungaç kapaklarıyla kesebilir.Başka bir gözden levreklere bakış..
ABD’de 2004 yılı Amatör piyasasının sadece levrek için hacmi, 17 Milyar dolar gibi bir rakama ulaşmış. Sadece levrek avlamak için satılan teknelerden, levrek avlama kurslarına varıncaya kadar levrek avcılığı ABD için başlı başına bir sektör olmuş halde. Çünkü, levrek, yakalaması zevkli, gerçekten ustalık isteyen önemli bir balık. Levrek, kıyıya yakın olmayı tercih eden ender irice balıklardandır. Bu sebeple, tekne ile çok fazla açılmadan, kıyıdan at-çek gibi yöntemlerle vs. kolayca erişilebilir. Ama erişmek demek, levreği yakalamak anlamına gelmez. Eh, 17 Milyar dolarlık bir pazar söz konusu olunca, levrek için o kadar çoook düzenekle karşılaşıyorsunuz ki, insanın kafası karışıyor haliyle..

Levrek, kıyıya yakın, nispeten düşük derinliklerde ve dibin hemen üstünde bulunan bir balıktır. Levreğin derinlik ve yer tercihleri bazı basit prensiplere dayanır. Levrek soğukkanlı bir balıktır. Bu cümleden, levreğin hareketliliğinin suyun sıcaklığına bağlı olarak artacağı öngörülebilir. Sıcak havalarda yüzeye yakın yerlerde su daha sıcak olmasa dahi güneş balığa ek ısı sağlar. Suyun soğuk olduğu mevsimlerde, levrek daha derinlere inmeyi tercih eder. Bu yüzden levrek en iyi avı yaz boyunca verir. Ayrıca levrek bol oksijen ister. Buda suyun temiz olduğu, nehirlerin denize karıştığı yerler vs. gibi bol oksijen olan mekanların tercih sebebi olması anlamına gelir. Denizde bilhassa bol yosunlu yerler oksijen açısından daha zengindir. Diğer yandan yaşam tarzı onu kolayca saklanıp avlanabileceği yerlerde olmaya yönlendirir. Bu yerler kayalıklar, taşlık bölgeler gibi dip yapısı olan mekanlardır.

Bu bilgiler ışığında, suyun sıcak ve oksijenli olduğu, bilhassa temiz suya sahip kayalıklarda, dolgu alanlarında, köprü yakınlarında, nehir ağızlarında vs. levreğe bolca raslanabileceğini söyleyebiliriz. Ama levrek, lüfer veya istavrit değildir. Öyle herhangi bir şekilde kolayca oltanıza gelivermez.

Levrek, daha ziyade dipten bir karış ila bir kulaç arası yüksekte gezinmeyi tercih eder. Levreğin yüzeye yakın olacağı zamanlar, sabahın ilk saatleri veya akşam güneş batarken olacaktır. Dip balıklarının aksine, zeminde bulunan kabuklular gibi yemler pek tercih listesinde bulunmaz. Daha ziyade dipten yukarıya doğru bakarak şöyle yakına gelmiş avları araştırır. Eğer derinlik düşükse, bu yakın mesafe, yüzeye kadar uzanabilir. Sürekli yoğun av halinde değildir. Dipte gezinip sürekli yukarıyı gözetliyor olmak onun için avcıları, bilhassa karaya yakın yaşayanları farketmek demektir. Çünkü yaşadığı kıyıya yakın bölgede tehlike denizden ziyade dışarıdan gelir, su kuşları gibi. Bu, levreğin gözünün hep suyun dışında olması anlamına gelirken, bir başka avantajı da ortaya çıkarır. Levrek, suya bir şekilde yaklaşmış yada suda bulunan kara hayvanlarını da yiyebilir.

Levrek yakalamak için bu balığın huyunu iyi bilmek önemlidir. Herşeyin başında, levrek tok balıktır. Genellikle günün belirli saatlerinde yoğun avlanırken diğer vakitlerde daha nazlı ve seçici davranır. Daha ziyade sabah gün doğumu ve gün batımından sonrası. Kötü haber, levrek için tipik bir balık yemesi pek zevkli olmayan bir şeydir. Beyaz et onun için pek değerli değildir. İyi haber ise, kıyıda avlanan bir balık olarak kırmızı etin değerini iyi bilmesidir. Asıl önemlisi de, levreğin suyu, dibi karıştıran, şapırdatan şeylere saldırmadan edememesidir. Bu balık bazen suyun üstünde yüzen kuşların ayaklarına dahi saldırır.. Saldırı için suda ses çıkaran, bilhassa yüzeyde suyu şapır şupur karıştıran şeyler büyük bir tetikleyicidir..

Levrek, ölü bir balıktan veya parçasından ibaret yeme en son ihtimalle saldırır. Genelde o kadar isteksizdir ki, balığı alıp üç beş kulaç uzaklaşır. Bu esnada balık biraz çırpınıp kendini kurtarabilir. Levreğin burada asıl derdi, yemi yemekten önce, bir an evvel kıyıdan uzaklaşıp daha güvenli derinliğe ulaşmaktır. Çünkü levrek aynı zamanda tedirgin bir balıktır. Bilhassa sesten çok ürker. Ayrıca, suyun içinden dışını sürekli gözetler. Eğer kıyıda uygunsuz bir vaziyet görürse, çok daha dikkatli davranır. Bu yüzden levreği kıyıya yakın değil, suya görüntünüzün düşmeyeceği açı kadar uzak yerde aramalı, sessiz olmalısınız. Kıyıya yakın yerde de levrek olur, hemde bazen bolca olur, ama yakalanır mı bu ayrı bir sorudur. Balık elbette balıktır ve bir şekilde yemi yemek isteyecektir. Ama kıyıda levrek çok ürkek olacaktır. Standart levrek avı metodu, kıyıda bir yere yem olarak bir balık koyup, balığın gelmesini uzakta beklemektir. Bu esnada, levrek gelirse, yemi aldığı gibi hızla daha güvenli olan açığa gitmeye çalışır. Eğer bedende yeterince boşluk yoksa, yem birden duraklar ve levrek tercihini güvenlikten yana yapar. Bu yüzden, eğer tipik yemli ile levrek yakalamayı planlıyorsanız, mutlaka üç beş kulaç kadar boşluk verecek şekilde bir düzenleme gerekir.

Levreği yakalamanın daha etkin bir yolu kırmızı ete başvurmaktır. Levrek kıyıdaki fare ve kertenkele gibi kara hayvanlarından bir hayli hoşlanır. Bu yüzden yem olarak fare veya kertenkele kullanmanız her zaman daha iyi netice verir. Bu yüzden de piyasada kertenkele veya fareye benzeyen hazır maket yemler bulabilirsiniz. Ama levreğin fareye vs. saldırmasının asıl sebebi, bunların suyun üzerinde sürekli yüzmeye çalışırken attıkları kulaçlarla suyu karıştırmaları, şapırtatmalarıdır.

Levrek av bölgesi olan kıyıdan asıl yaşam bölgesi olan daha derince sulara ulaşınca davranışları bir hayli değişir. Bu derinlik, kıyıdaki hareketli yapıların suyun içinden görünemediği açıyı sağlayan noktadan başlar. Su, gelen ışık sadece belli bir açıdan dik olarak gelirse onu altına geçirir. Işık (veya bir taş parçası, top güllesi bile) eğer yüzeye dar açıyla ulaşırsa, yansır. Bu açı yaklaşık 7 derece kadardır. Bu durumda, düz bir sahilde insanlar yaklaşık 15 m sonra görünmez olurken, 5 adam boyunda bir kavak ağacı 50-60 m sonra görünmez olur. Kavak ağacı, rüzgarla sallanır ve levrek bunu bir tür tehdit ifadesi olarak algılar. Levrek bu mesafeden ötede kendini daha rahat hisseder. Bu bölgede pek çok ava, bilhassa deniz kurtlarına, küçük balıklara vs. çekinmeden saldırır ve kıyıda olduğuna göre çok daha ani olarak yutar.

Gün içinde levreği aramanız gereken yer burasıdır. Ama unutmayın, bir adam boyu kadar bir yerde ayaktaysanız, mutlaka sizden onca başkaları da oraya çıkmıştır ve denizin içinden 30-40 m öteden bile rahatça seçilebilirsiniz. Levrek kayalık bölgeleri tercih eder. Demekki, sahili düz, denizin dibi nispeten taşlık, kayalık olan yerler, levrek avı için ideal yerlerdir, elbet burada pek gürültü patırtı yoksa. Levreğin bu mesafeden daha yakında olmayacağını düşünmeyin. Bu mesafenin ötesinde levrek aç tok olmasına bakmaksızın, pek nazlanmadan yeminize saldırır. Onu çoğu zaman bir hamlede yutar. Ama kıyıya yakın bölgelerde, yemi görse bile aşırı tedbirlidir. Bilhassa gürültü ve suya hareketli görüntü düşürmeniz onu kolayca ürkütür. Belki kaçıp gitmez ama yemi yemekte de son derece nazlı davranır.

Elinizi yumruk yapıp kolunuzu yere paralel olarak denize doğru uzatın. Omzunuza gözünüzü iyice dayayın. Serçe parmağınızın altından suyu gördüğünüz yer, yaklaşık olarak sizin görünmediğiniz yerdir.

Etrafta yüksek ağaçlar varsa, kocaman bayraklar sallanan direkler vs. kabaca kaç adam boyu olduğuna bakın. Mesafeyi bununla katlayın. İşte bu mesafenin ötesinde, levrek için en kolay avı yaparsınız. Bu hayali sınırın berisinde ise levrek çok daha tedirgin duracaktır. Biraz daha titiz davranırsanız onu da livarınıza eklersiniz, ama sessizlik, hareketsizlik, iyi yem seçimi gibi hususlarda bariz seçici olmak şartıyla. Levrek bilhassa yazın, derin suları yada açıkları tercih eden bir balık değildir. Daha yakında avlanmak durumundaysanız, çok çok sessiz olmalı, hareketten kaçınmalı, daha itinalı yemler kullanmalı, levreğin aç olduğu yemlenme saatlerini tercih etmelisiniz. En uygun koşullar, genellikle güneş battıktan sonraki 3-4 saat veya sabahın erken saatleri olacaktır. Ayrıca, levreği bu koşullarda yakalamak için canlı bir yem kullanmalı, balığın ürkmemesi için misinada yeterince boşluk olmasını sağlamalısınız. Bilhassa canlı yemin, bu boşluğu almamasını beklemek vs. gerçek bir ustalık vede şans işidir. Bu yüzden canlı fare, kertenkele, olmazsa bunların ölüsü daha çok tercih edilmelidir. Yemin yüzmesi, yüzeye çıkması gibi hususlar çok kritik değildir. Çünkü, levrek bu avı kaçırmak istemez. Daha saldırgan davranır. Fare bul, kuduz ve veba tehlikesine rağmen iğneye geçir, Kertenkele ayrı bir dert vs.. Bu yüzden, en iyisi, bir şekilde biraz daha açıkta avlanmayı denemektir.

Bir hususu bilhassa vurgulamak isterim. Levrek her zaman her yerde bulunmaz. Ben kıyıda zorlanıyorum, açıkta arayacağım diyebilirsiniz, ama açıkta levrek hiç yokken kıyıda sürüsüne bereket olabilir. Levreğin anlattığımız üzere, sıcaklık, oksijen, saklanacak yer gibi çok bileşenli bir tercih listesi vardır. Hiç birimiz balığın suyun içinde ne hissettiğini bilemeyiz. Bu yüzden burada levrek var, 30 m açıkta da vardır diye bir zorunluluk tarif etmediğimizi hatırlatalım. Ordaki kayalığı beğenmez, burası daha havadar gelir. Sonuçta tercihini hep aynı civarda yapabilir. Hep açıkta kalabileceği gibi, hep kıyıda da olabilir. Eğer kıyıda onların varlığını görüyor ama yakalamakta zorlanıyorsanız, biraz açığı deneyin. En önemli husus, kıyıya yakın yerler daha fazla dikkat kadar daha farklı yem, takım vs. taktikleri gerektirir. Açıkta levrek avında kullanılacak taktikler, kıyıya yakın yerde aynı başarıyı sağlamayabilir. Aynı şekilde, kıyıda iyi olan teknik açıkta işe yaramayabilir. Çapari ile mırmır ve çifte kırlangıç yakalamak ne kadar şans işiyse, kıyı tekniklerini açıkta işe yaratmak ve tersi öyle bir şanstır.

Açıkta avlanmak, oraya ulaşmak dışında, kıyıya yakın bölgeye göre nispeten daha kolaydır. Bu karadaki hareketin görülmediği bölge levreğin yaşam alanıdır. Levrek daha uzakları tercih etmez. Kıyıdan güvenli olan en yakın mesafede olmayı arzular. Bu bölgede taktikler birden değişir. Elbet gene fare veya kertenkele iyidir. Ama bunların maketleri de artık iyi iş yapar. Dahası, bilhassa deniz kurtları levrek için dayanılmaz olur. Tipik balık şeklindeki suni yemler gene levreğin ardına takılmayı sevdiği şeyler olacaktır. Ama levreğin her yerde her zaman en çok tercih edeceği yemler, canlı karidesler olacaktır. En güzelide, levrek açıkta yeme hışımla saldırır ve bütün halinde yutar. Buda, sizin tasmalamanızla birlikte livara girecek olan levrek demektir.

Açıkta levrek avında, bilhassa kurt benzeri yemler son derece verimli olur. Eğer levrek bunları farkederse, çoğu zaman tadına bakmayı deneyecektir. Daha kıyıda çok ürkek olan levrek, açıkta daha farklı davranır. Suyun içindeki tınlamaya benzeyen sesleri, parlak, parlayıp sönen nesneleri, hareketli nesneleri bir yemek işareti olarak düşünür. Bu yüzden, yemin parıldamasını, hareketlenmesini, ses çıkarmasını sağlayacak bir takım düzenlemeler yapmak faydalı olur. Tipik pek çok hazır balık maketi, ön tarafında küreğe benzer bir aparata sahiptir. Bu aparat, sizin çekmenizle balığın salınmasına yol açar. Ama çektikçe daha kıyıya gelirsiniz. Buda sürekli at çek yapmanız demektir. Bazı maketlerin gözleri kabartma şeklindedir içinde küçük bir bilya bulunur. Bu hareketli göz etkisi sağlar, ama asıl faydası, bu bilyanın çıkardığı seslerdir. Suda ses havadakinden çok daha iyi iletilir. Belli belirsiz bir ses bile bir hayli mesafeden farkedilebilir.

Canlı yem tercihleri bilinen akyemler olabilir. Fakat, akyem yerine Kaya balığı, gelincik ve küçük lapinler daha etkili olurlar. Ama bu biraz tembel işidir. Canlı yem olarak canlı karideslerin kuyrukları kesilerek kullanılması son derece iyi olur. Bu durumda karides kaçacak kadar hareket edemez. Ama canlılık emarelerini de gösterebilir. Böylece levrek için en ideal yem elde edilir. Ucunda canlı bir karides olan takımı açığa atmak vs. kadar, canlı karides bulmak gibi sorunlar yüzünden aynı verimi sağlamasa da, plastik kurtları denemek bir hayli akıllıca olacaktır.

Yapay yemlerle avcılık, genelde atıp çekme yöntemiyle eşanlamlıdır. Bu faaliyet esnasındaki tutumunuz bu boncukların, yapay yemlerin vs. etkisini ciddi şekilde değiştirir. Fakat hiç bir zaman şu yem, şu tür takım ve bu tür yöntem şeklinde en iyiyi gösteren bir kural yoktur. Yemler bölümünde bahsettiğimiz gibi, açık havada açık renk yemler, kapalı havada, gece ve kirli sularda koyu renk yemler, temiz su ve bilhassa açık havalarda doğal renklere sahip, kurt kırmızısı, yeşil gibi yemler genelde daha iyi netice verir. Bu tür kurt veya kertenkeleye benzer yemler, çoğu durumda maket balıklardan daha verimlidir. Fakat, bunların kullanımı bir miktar daha farklılık taşır. Öncelikle kurşunun çok ağır olmaması gerekir. Yem hızla dibe gitmemelidir. Misinanın boşluğunu aldıktan sonra, kamışı saat 2-3 arası gibi yöne çevirin. Kamış 4 m ise, 2 istikametine, 3 metre ise, 3 istikametine. Bu durumda yem biraz yükselir ve tekrar batmaya başlar. Kamışı saat 1 istikametine getirirken misinanın boşluğunu alın ve yemin dalmasını bekleyin. Ardından tekrar saat 2-3 istikametine ve biraz bekleyip boşluğu alarak tekrar saat 1 istikametine. Eğer uzağa atmışsanız, bunu yukarı aşağı yönünde yapın. Yemin hareketi mümkün olduğunca yukarı aşağı olmalı, yatay olmamalıdır.

Benim gördüğüm, balıkçı pek çok arkadaş bu tür yemleri ön tarafına bir ağırlık takmadan suya atıyor. Bu durumda hızla çekerek kaçan yem etkisi veriyor. Elbette asıl mevzu, yemin sudaki dinamik yüzünden dönmesi. Çekmeyi bırakınca dönüş hareketi duruyor. Bu yöntemle maket doğrudan bir balığın üzerine doğru gitmedikçe iş yapmak zor gibi görünüyor. Fakat, maketin ucunda bir kurşun varsa, maketi çekerken oltaya doğru döner. Bıraktığınız zaman ise ucundaki ağırlık nedeniyle aşağıya yönelir. Boncuklar ise bu esnada gezinip tıkırtılar çıkarır. Levreğin dikkati bir an o tarafa çekilince, yemin dibe veya yukarıya hareketini görür. Bu hareket son derece doğala yakındır. Sonuçta levreğin yemin üzerine gitmesi daha ihtimal dahilinde olur. Bu şekilde, saat 3 – saat 1 aralığında hareket, kamış boyunda yaklaşık bir kulaç kadar bir aralığa tekabül eder ve tam olarak levreğin gezdiği derinliği kapsar. Eğer siz hurra diyerek makinaya yüklenir, boyuna sararsanız, yem aynı yükseklikte hızla yukarı ileriye gider ve levrek buna saldırmayı pek aklından geçirmez. Çünkü kurtlar böyle davranmaz. Eğer kurt yerine maket balık kullanıyorsanız bu yaklaşım etkili olabilir, fakat levrek balıklara kurtlara olduğu kadar iştahlı değildir. Ayrıca maket balıkta, hızla yüzeye yaklaşır. Tek şansınız levreğin bir an refleksle saldırmasıdır. Fakat bu şans çok ender yakalanır. Şansı artırmak için maket balığın renk seçiminden, sudaki hareketinden, ses çıkarabilme, parlama gibi bir sürü özelliğine kadar etkili olan pek çok etmen bulunur. Unutmayın, levreği arayacağınız yer dipteki bir kulaçlık alandır. Bu alanda başka balıklar da olacaktır.

Bir diğer etkili ve ucuz levrek avlama yöntemi ise, tüy veya tüy yerine silikon kurtlar takılmış çapariler kullanmaktır.. Bunlar tipik çapari gibi kullanılmaz. Köstek sayısı 3-5 gibi az sayıdadır. Oltaya önce bir zargana topu veya benzeri ağır şamandıra bağlanır.. Çapari ise, sonuna ufak bir ağırlık -ki sadece çapariyi gergin tutma amacı taşır- ile topa bağlanır.. Atılır, çapari gibi çekilir. Önce topun arkasına bir hareket, dalgalanma peydah olur.. Çekmeye devam edilir ve levrekler bazen ikişer üçer olarak bile çapariye doluşurlar..

Tags: , , , , ,
Benzer yazılar

Yorum yapın