Bıldırcın Nasıl Avlanır

bildircin 300x240 Bıldırcın Nasıl AvlanırBıldırcınlar, sülüngillerin en küçüğüdür. Genelde erkek ve dişi aynı görünüştedir. Erkekler, gerdanlarındaki koyu lekeden ayırt edilebilirler. Bıldırcınların erginlerinde baş, açık boz kahverengidir. Gaga dibi ve alından başlayan koyu ince şeritler enseye kadar iner. Sırtı ve kuyruğu boz kahverengi, üzeri boyuna san çizgili ve koyu lekelidir. Kanatları ve kanat örtü tüyleri ise enine sarı çizgilidir. Bıldırcın Göğsü sarı kahverengi ve koyu benekli, karın kısmı kirli beyaz, krem rengidir.


Bıldırcının kanatlarını örten yan tüyler kahverengi boyuna sarı çizgili, üzerleri koyu kahverengi lekelidir. Gaga, gri-boz, ayaklar kirli sarı renklidir. Hızlı kanat çırpışları ile alçaktan uçar. Uzak mesafeye gitmez. Konacağına yakın kanat süzer ve kanat çırparak konar. Boyu 18 cm. civarındadır. Çiftleşme zamanı günün erken saatlerinde ve akşam üstleri, hatta geceleri bile erkekler uzaklardan duyulabilen bir sesle “pıt-pıdıyk, pıt pıdıyk” diye öterler. Ürktüğü ve havalandığı zaman hızlı kalktıkları için kanatlarından “pirinnnn” diye bir ses çıkar.Yurdumuzda rastlanan bıldırcınların bir bölümü yaz göçmeni, bir bölümü de geçit kuşudur. İlkbaharda yurdumuza gelen bıldırcınlar Marmara ve Ege’nin yüksek yerlerindeki yaylalar ve tarlalarda Orta ve Doğu Anadolu’da ekin tarlaları, otlaklar ve yaylalarda yuvalanırlar. Toprağı hafifçe eşerek açtığı kuru bir yuvada dişi 18-20 gün yatar. Yavrular 2′inci hafta sonunda uçmaya başlar. 6 hafta sonra anaları kadar olur ve ağustos sonu eylül başında güneye göç edecek hale gelirler. Özellikle eylül, ekim aylarında Karadeniz, Marmara ve Trakya Bölgeleri’nde rastlanan bıldırcınlar kuzeyden gelen geçit kuşudur. Romanya, Ukrayna ve Kırım ovalarında kuluçkaya yatan bu kuşlar sonbaharda yurdumuz üzerinden güneye geçer. Bir kısmı da Akdeniz ve Güney Ege’deki ovalarda kışı geçirirler. Bıldırcınlar ekin tarlalarında kuru kısa otluklarda, meralarda yaşarlar. Keklikler gibi sürü halinde bulunmazlar. Tek veya bir kaçı bir arada gezerler. Ekin taneleri, ot tohumları, bitkilerin körpe kısımları ile beslenirler. Bıldırcın yavruları ilk 4 hafta böcek, kurt, tırtıl, karınca yumurtası ile beslenir. Yurdumuzdan başka bütün kuzey yarım küresinde bulunur. Kışı Orta Afrika’da geçirirler.

BILDIRCIN AVI
Her yeni av sezonu bıldırcın avıyla açılır. Avcılığa yeni başlayanların genelde ilk gittikleri av, bıldırcın avıdır. Diğer avlara nazaran daha kolaydır. Yeterince avlanma olasılığı yüksek olduğu için de zevklidir. Çok az giyim ve teçhizat gereklidir. Av merası; anız tabir edilen tarlalar, kısa otluklar, gündöndü veya diğer sebze türü bitkilerin mevcut olduğu tarla ve bahçelerdir. Ava yeni başlayanlar, bu arazilerde kolayca yürüyebilirler. Bıldırcın, genelde düz uçuşlu bir kuş olduğu için tecrübeli avcılar nadiren boşa atarlar. Ancak, bütün bunlara rağmen bıldırcın avının da kendine göre bazı incelikleri vardır.

TÜFEK
Bıldırcın avının tüfeği, avcılığa yeni başlayanlar için, her avda olduğu gibi 12 çaplı bir silahtır. Bu silahın namlu boyu 60-65cm., şokları da 4/4 (silindir/ silindir) veya 2/4 (silindir / yarım silindir) olabilir.

FİŞEK
Kullanılacak fişekteki saçmalar l0 veya 11 numara olabilir. Bu noktada avcıların sıkça içine düştükleri bir yanlışlık da, bu ava giden avcıların genellikle ellerindeki kötü fişekleri bıldırcın avında kullanmalarıdır. Bu davranış tamamen yanlış olup, avcı etiğine ters düşer.

KIYAFET
Bıldırcın avı yurdumuzda ağustos ayı ortasında başlar. Bir gömlek, yelek ve fazla kalın olmayan ama diken geçirmeyen bir pantolon ile yüksek konçlu rahat bir spor ayakkabı bu iş için yeterlidir. Giyim konusunda dikkat edilmesi gereken en önemli nokta üstünüze giyeceğiniz kırmızı bir yelek ve özellikle kırmızı bir şapkadır. En sık av kazaları, özellikle meraların da kalabalık olması nedeniyle bıldırcın avlarında meydana gelmektedir, iyi bir güneş gözlüğü, sizi belki de gözünüze gelebilecek bir saçmadan korur.

İstanbul’ da Bıldırcın Avı
İstanbul’da bıldırcın avı en çok Rumeli yakasında Bakırköy’ ün ilerisinden başlayıp Büyükçekmece’ ye kadar uzanan kırlık arazide, özellikle Avcılar, Ambarlı, Beylikdüzü. Hadımköy ve Haramidere’ de, Karadeniz kıyısında Karaburun’da, Anadolu yakasında ise Maltepe’ den Kartal’a uzanan alanda yapılırdı. İstanbul’da bıldırcın fermacı, yani koklayarak yerini bulduğu avı burnuyla işaret ederek avcıya gösteren av köpekleri yardımıyla, ile avlanıyordu. Karadeniz kıyılarında ise ahali geceleri ateşle veya lamba ışığı ile cezbettikleri bıldırcınları ağlarla yakalardı. Kimi zaman kuşlar çok bitkin düştükleri için elle bile yakalanırdı. Bu şekilde tutulan bıldırcınların bir bölümü İstanbul’a kafeslerle gönderilir, Beyoğlu Balık pazarında canlı canlı satılırdı. Bıldırcın mevsiminde bazı günler hiç kuş olmaz, bazı günler de her adımda bıldırcın kalkardı. Kuşun çok bol olduğu günlere, İstanbul avcıları İtalyanca gün anlamında “giornata’dan curnata derlerdi. İstanbul’da gece şiddetli karayel estiğinde ertesi gün bıldırcın bol olurdu.

İstanbul’da bıldırcın avcılarının pîri Sadrazam Koca Reşid Paşanın torunu Veliyeddin Kocareşid’di. Veliyeddin Bey Küçükçekmece ile Büyükçekmece arasında bulunan Yakuplu Köyü yakınındaki çiftliğînde 1889′dan 1934′e kadar her yıl bıldırcın avlamıştı. Bu zaman zarfında bir mevsimde 3,394 kuşla en çok bıldırcını 1893′te vurmuştu. Günlük rekorunu da 404 kuşla aynı yılın 13 Eylülündeki curnatada kırmıştı. Bütün hayatında vurduğu bıldırcın sayısı ise 49 bindi.

İstanbul’da tüfekle bıldırcın avlayanların yanısıra bu kuşu atmaca (Accipiter nisus) ile avlayanlar da vardı. Bütün yırtıcı kuşlarda olduğu gibi atmacanın da dişisi erkeğinden daha iri ve güçlü olduğundan, bu iş için dişi atmaca kullanılırdı. Atmacayla bıldırcın avcılığı 1970′li yıllara kadar Haramidere’ de sürüyordu.

Tags: , , ,
Benzer yazılar

Yorum yapın